
AF YASASI İLE GETİRİLEN BAZI DEĞİŞİKLİKLER
Uzun zamandır gündemde olan ve çıkarılması beklenen, toplumda anıldığı tabir ile “Af Yasası”, hukuki ismi itibariyle “7242 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 14.04.2020 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kanun toplumda af yasası olarak bilinse de teknik olarak bir af yasası olmayıp içinde 11 adet Kanunda değişiklikler barından bir torba yasadır. Fakat kamuoyunda en çok etki uyandıran Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da birçok kapsamlı değişiklik ve yenilik barındırmaktadır. Peki yapılan yeni düzenlemeler hangi yenilikleri ve değişiklikleri içerisinde barındırıyor?
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
ADLİ KONTROL KARARINDA MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER:
İlk olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun adli kontrolü düzenleyen mülga 4. Fıkrasında bir değişiklik yapılmıştır. Öncelikle adli kontrolün tanımına bakmakta fayda vardır. Adli kontrol; kanunda da yer alan tanımına göre, bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada tutuklama sebepleri olmasına rağmen şüphelinin tutuklanması yerine uygulanan bir koruma tedbiri olup, hakim tutuklama kararı vermek yerine şüpheli hakkında adli kontrol hükümleri uygulanmasına karar vererek şüpheliyi serbest bırakarak denetim altına almaktadır.

Yeni yapılan değişikliğe göre, maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumunda hayatını yalnız idame ettiremediği tespit edilen, gebe olan veya doğum yaptığı andan itibaren 6 ay geçmemiş olan kadın şüpheliler hakkında adli kontrol kararı verilebileceği ön görülmüştür.
Kısaca özetlemek gerekirse;
Ağır hastalık/engellilik hali bulunan şüpheli
Gebe olan şüpheli
Doğumdan itibaren 6 ay geçmemiş olan kadın şüpheliler bu madde hükmünden faydalanarak tutuklama koruma tedbiri yerine adli kontrol şartıyla serbest bırakılabilmektedir. Burada önemle belirtmek de fayda vardır hakimin tutuklama ve ya adli kontrol kararı vermekte takdir hakkı vardır.
Adli kontrol kararı hakkında yargılama sonunda hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren Mahkeme tarafından da adli kontrol kararı verilebileceği ön görülmüştür. Madde metni aşağıdaki şekildedir:
“(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.; Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.”
Peki adli kontrol kararına uymama yahut aykırı davranma durumunda sonuçları ne olacaktır? Esasen buna ilişkin Ceza Muhakemeleri Usulü hakkındaki Kanunun 112.maddesinde tedbirlere uymamanın sonuçları açıklanmıştır. Bu maddeye yukarıdaki değişikliğe paralel bir düzenleme yapılarak yargılama sonunda mahkum edilmiş ancak kararı kesinleşmemiş yani üst mahkemeye istinaf/temyiz yoluna başvurmuş sanık hakkında velev ki adli kontrol kararı verilmiş ve karara uymamışsa sanık aleyhine bu durumda da kararı veren mahkeme tutuklama kararı verebilecektir. Tedbirlere uymak bu anlamda önemlidir. Zira tutuklanmak istemeyen her sanığın tedbirlere uyması önem arz etmektedir.
“Tedbirlere uymama
Madde 112 – (1) Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/16 md.) Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.”
CMK’da yapılan bir diğer değişiklik ise istinaf kanun yoluna ilişkin düzenlenen 272. Maddenin son fıkrasındadır. Bilindiği üzere Mahkemeler tarafından verilen hükümler kural olarak ihtiyari, 15 yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler ise re’sen istinaf kanun yoluna tabidir. Yani 15 yıl altında verilen cezalar için dilekçe ile ve ya sözlü olup tutanağa geçirilmek suretiyle üst mahkemeye başvurulurken 15 yıl ve daha fazla hapis cezalarında re’sen üst mahkemenin denetimine tabi olacaktır. Re’sen ne demektir? Burada kullanılan re’sen terimi kişi tarafından dilekçe ile ve ya sözlü olarak yapılıp tutanağa geçirilmese de Mahkeme otomotikmen verdiği bu kararı üst mahkemeye taşıyacaktır. Dolayısıyla eyvah istinaf süresini kaçırdım ya da istinaf süresi geçti diyerek kişinin telaş etmesine gerek yoktur. İşte bu maddeye yapılan değişiklikle mahkemenin verdiği bu kararı üst mahkemenin denetimine tabi kanun yoluna başvurulamayacak haller düzenlenmiş ve maddenin son cümlesine de “Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.” ibaresi eklenmek suretiyle bu hükümlerin tekerrüre esas olmayacağı ön görülmüştür. Bu durum Türk Ceza Kanunu’nun 58.maddesinde düzenlenen tekerrür hükümleri ile birlikte değerlendirilmelidir.
“ (3) Ancak;
a) (Değişik: 31/3/2011-6217/23 md.) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,
b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,
c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. (Ek cümle:14/4/2020-7242/17 md.) Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.”
Bu hükmü açıklayabilmek için öncelikle suçta tekerrür kavramına değinmekte fayda vardır. Tekerrürü kısaca açıklamak gerekirse, daha önce işlenen bir suçun cezası kesinleştikten sonra yeniden bir suç işlenmesi olarak ifade edilebilir. Bu kapsamda suç işleyen kişilere “mükerrir” adı verilmekte olup, bu kişilere de “Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi” uygulanmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 58. Maddesinde tekerrür hükümlerinin uygulanacağı haller düzenlenmiştir. Ancak bu madde de tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağı ifade edilmiştir.
